burnum kanıyor, açım ve öyle üşengeç bir insanım ki bırakın yemek yemek için odamdan çıkmayı, elimde kuruyan kanları yıkamaya banyoya bile gitmiyorum.
ayrımın pozitifi olamayacağı hakkında bir şeyler yazasım var mı yok mu bilmiyorum. bu konu hakkında kafam konum olarak birbirinden çok uçlarda…
Orada olmama 2 ay kaldı :)
(Source: azicikturuncu, via kahvedenizhuzur)
“ ŞAMPİYONLUK ŞARKISI BÖYLE YARIM KALMAYACAK O KUPA BİR GÜN ELLERİNİZDE KALKACAK “
(via erdalbakkaldaicilencay)
“Senin kafan farklı çalışıyor” dediler hep. Çalıştığından bile emin değildim, öyle dediler.
Başka şeyler de söylediler; kimisi güzel buldu, kimisi zeki, kiminin ilgisini siyah çerçeveli, kodlu pikseller kadar çekemedim, akamadım gönlünün sohbetine derken kimi fena vuruldu. En iyi anlayan, -elinden gelse- daha fazla acı çekmeyeyim diye beni tüfekle vururdu. En güzel anlarım nihai çıkarımlarda boğuldu.
Getiremedim hiçbir şeyin sonunu, “başarıyla” dedikleri şey neydi anlayamadım, çözemedim şu nabzı şerbeti bir türlü, yenemedim, kazanamadım, bazen gitmek istediğim oldu bırakamadım, bırakmak istediğim oldu sıyrılamadım, bakın; insanın, kendi hislerinden istediği an kurtulamaması korkunç.
En iyi yapabildiğim bir şey bulamadım, ben sevemedim bile yine o aşina olamadığım “başarıyla”, denedim de yazıktır hakkıma ama olduramadımsa neye faydası vardı değil mi? Herkes iyiydi, herkes güzel, herkes haklı, ben hep kalan oldum da safi “yalnız” kısmı yordu. Ona da karşı geldim, her şeye karşı gelirdim, herkes boştu.
Bazen doluya sığamadım, en çok ona darıldım, yer yoktu kabulüm de benim canım neydi ki açıkta bırakıldım?
“Haksız mıyım abi?” dedim, bu amına koyduğumun sabahında ben haksız mıyım? Yastık onayladı, yorgan daha bi bacak arası, daha kendi gözlerini tam açamadan, babasının çanağına başladığımın bi’ sidiklisini, yorganın altına girip uyandıracak kadar sevmek ne kadar doğruydu? Kim, kime nasıl yetebiliyordu da ben onda ne bulduğuma mı, bende ne bulamadığına mı şaşayım bilemiyordum?
İnsan elbette birçok şeyi onunla, sinema, yemek vesaire ama en önemlisi sabahlaar! diye anlarken hani yalnız uyanıp boşluk zaten sarılmayınca, içinin gittiğini biliyorum, benim de gidiyor da bu işin şu meşhur “başarılısı” soruyorum yahu nasıl oluyordu?
Nasıl oluyordu?
(Source: lovelyjubblyphotosets, via saraycadisi)
Yorgunum.
Tek istediğim, yüzümü kucağına koymak. Başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak.Franz Kafka - Milena’ya Mektuplar
(via saraycadisi)
(Source: , via dalinmalin)



