musluksuyuu
musluksuyuu:

Bak Kadir, insanın içine er geç düşen iki ateştir. Biri, hayatını geçireceğin insanı bulmak. Onu görür görmez tanırsın. Yüreğin cız ediverir. Bir daha hiç ayrılamayacağını hemen anlarsın. Ötekiyse içindeki tutkudur. Kimi için dağların tepesidir, kimi için denizlerin dibi. Hiç fark etmez. İçine bir ateş düştüğünde kayıtsız kalmayacaksın. İçinden geleni yapacaksın.

musluksuyuu:

Bak Kadir, insanın içine er geç düşen iki ateştir. Biri, hayatını geçireceğin insanı bulmak. Onu görür görmez tanırsın. Yüreğin cız ediverir. Bir daha hiç ayrılamayacağını hemen anlarsın. Ötekiyse içindeki tutkudur. Kimi için dağların tepesidir, kimi için denizlerin dibi. Hiç fark etmez. İçine bir ateş düştüğünde kayıtsız kalmayacaksın. İçinden geleni yapacaksın.

musluksuyuu

drezpect:

Onu ilk gördüğümde beynimdeki herşey sustu.

Tüm sesler, yenilenen görüntüler yok oldu.

Obsesif kompülsif bozukluğunuz varsa, sessiz zamanlarınız pek olmuyor.

Yataktayken bile düşünüyorum:

Kapıları kilitledim mi? Evet.

Ellerimi yıkadım mı? Evet.

Kapıları kilitledim mi? Evet.

Ellerimi yıkadım mı? Evet.

Ama onu gördüğümde, tek düşünebildiğim dudağının kıvrımıydı.

Yada yanağına düşen kirpiği-

Yanağına düşen kirpiği-

Yanağına düşen kirpiği.

Onunla konuşmam gerektiğini biliyordum.

Otuz saniye içinde ona altı kez çıkma teklifi ettim.

Üçüncüden sonra kabul etti. Ama hiç biri doğru gelmedi. O yüzden devam etmek zorunda hissettim.

İlk buluşmamızda, zamanımı onunla konuşmak yada yemeğimi yemek yerine, tabağımdaki yemeği renklerine göre ayırmakla geçirdim.

Ama bunu sevdi.

Günde ona on altı kez yada yirmi dört kez elveda öpücüğü verişimi sevdi.

Eve yürümemin kaldırımdaki çatlaklardan dolayı uzun sürüşünü sevdi.

Beraber aynı eve taşındığmızda, kendini güvende hissettiğini söyledi. Kapıları on sekiz kez kilitlediğim için hırsız giremiyeceğini düşünüyormuş.

O konuşurken hep onun ağızını izledim-

Konuşurken-

Konuşurken-

Konuşurken.

Beni sevdiğini söylediğinde, dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrılırdı.

Geceleri, yatağa uzanıp ışığı kapatıp açışımı, kapatıp açışımı, kapatıp açışımı izlerdi.

Gözlerini kapatıp gece ve gündüzün önünden geçtiğini hayal ederdi.

Ama sonra… Onun zamanını çok harcadığımı söyledi.

İşe geç kalmasına neden olduğum için ona çok elveda öpücüğü veremeyeceğimi…

Beni sevdiğini söylerken, dudakları dümdüzdü…

Kaldırımdaki çatlağın üstünde durduğumda, o yürümeye devam etti…

Geçen hafta annesinin evinde kalmaya başladı.

Ona bu kadar bağlanmama izin vermemesi gerektiğini, herşeyin bir hata olduğunu söyledi, ama…

Ona dokunduktan sonra ellerimi yıkama gereği duymamam nasıl bir hata?

Aşk bir hata değil, onun bundan kaçabilmesi ve benim kaçamamam beni öldürüyor.

Gidip yeni birini bulamam çünkü tek düşünebildiğim o.,

Genelde bir şeye çok takıntılı olduğumda, cildim de tomurcuklar görürüm.

Arabalar arasında ezildiğimi görürüm…

Kafama taktığım tek güzel şey oydu.

Uyandığımda onun direksiyonu tutuşunu düşünmek istiyorum.

Duşu, kasa açarmış gibi açışını.

Mumları üfleyişini-

Üfleyişini-

Üfleyişini-

Üfleyişini.

Artık, düşündüğüm şey onu başka kimin öptüğü.

Nefes alamıyorum çünkü o adam onu bir kez öpüyor ve mükemmel olması umurunda bile değil!

Onu çok istiyorum…

Kapılarımı kilitlemiyorum.

Işıklarımı kapamıyorum.

obsesif kompülsif bozukluğu yani takıntı hastalığı olan birinin yazdığı ve bence harika olan şiir.